7 Mart 2013 Perşembe

DAVANIN KONUSUZ KALMASI



“DAVANIN KONUSUZ KALMASI”


Can ATİK


NİHAİ KARARLAR
Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihai kararlar denir. Mesela yetkisizlik kararı, görevsizlik kararı, davalının dava konusu parayı ödemeye mahkûm edilmesi kararı, kiranın miktarının tespiti kararı veya esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı gibi.

Hâkim nihai karar ile davadan elini çeker, artık verdiği karardan dönemez ve onu değiştiremez. Fakat (ara kararın aksine) nihai kararlar, kural olarak kanun yoluna götürülebilir[1].

Nihai kararlar; “esasa ilişkin (hükümler)”, “usule ilişkin” ve “davanın konusuz kalması halinde verilen nihai kararlar” olmak üzere üçe ayrılır[2].

1)      HÜKÜMLER (Esasa İlişkin Nihai Kararlar)

Hükümler davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı (yargılamayı) sona erdiren (esasa ilişkin) nihai kararlardır (HMK m.294/1). Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık esastan sona erer ve kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında aynı taraflar arasında aynı dava tekrar açılamaz; açılırsa kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303).
Mesela davalının davacıya bin lira ödemesine, aylık kira miktarının tespitine veya boşanmaya ilişkin nihai kararlar, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan sona erdirdikleri için birer hükümdür.

Yukarıda görüldüğü gibi hükümler dava çeşitlerine paralel olarak üçe ayrılır:

a)Eda hükümleri: Eda davasının kabulü halinde verilen nihai hükümlere, eda hükümleri denir; mesela davacının davalıya beş bin lira ödemeye mahkûm edilmesi gibi. Davacının dava açtığı sırada dava konusu yapacağı para alacağının miktarını belirlemesinin objektif olarak imkânsız olduğu hallerde açacağı belirsiz alacak davasının (HMK m.107) kabul edilmesi sonucunda verilen hüküm de eda hükmüdür. Topluluk davasında (HMK m.113), hukuka aykırı durumun giderilmesi veya ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önlenmesi yönündeki kararlar da bir eda hükmüdür.

b)Tespit hükümleri: Tespit hükümleri üç çeşit davada da söz konusu olabilir:
Tespit davasının kabulüne veya reddine ilişkin hükümler tespit hükümleridir. Çünkü bu hükümlerle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığı tespit edilir; ayrıca eda hükmü verilmez.   
Topluluk davasında  ilgililerin haklarının tespiti talep edilmişse, bu davada verilecek hüküm, tespit hükmü olacaktır.

Eda davasının reddine ilişkin hüküm de ( eda hükmü olmayıp ) bir tespit hükmüdür.

İnşai davanın reddine ilişkin hüküm de ( inşai hüküm olmayıp) bir tespit hükmüdür.

c)İnşai hükümler (yenilik doğuran hükümler): İnşai bir davanın yani yenilik doğurucu bir işleme sebebiyet verecek bir talebin ileri sürüldüğü davanın kabulü halinde verilen hükümlere inşai (yenilik doğuran) hükümler denir.

2) USULE İLİŞKİN NİHAİ KARARLAR

Usule ilişkin nihai kararlar ile de yargılama sona erer ve davaya bakmakta olan hakim o davadan el çeker. Ancak bu kararlar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık çözümlenmiş olmaz. Usule ilişkin nihai kararlarla dava konusu (talep sonucu) hakkında bir karar verilmez. Bu kararlar ile usule ilişkin sorunlar çözülür; bu nedenle bu kararlara usule ilişkin nihai kararlar diyoruz[3].

Usule ilişkin nihai kararlara örnekler şunlardır;

Görevsizlik kararı, yetkisizlik kararı, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar, usule ilişkin nihai kararlardandır. Mahkemenin görevli olması dava şartından başka, dava şartlarından birinin bulunmaması ( noksan olması ) nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararlar da usule ilişkin nihai karardandır[4].

Davacının hüküm kesinleşinceye kadar, davalının açık rızası ile davayı geri alması (m.123) nedeniyle davanın son bulduğunu belirten karar da usule ilişkin nihai karardır.

Usule ilişkin nihai kararlar, gerek yazılması ve içeriği (m. 297) gerek kanun yolları bakımından, hükümler gibi işlem görür.




3) DAVANIN KONUSUZ KALMASI HALİNDE VERİLEN NİHAİ KARARLAR

Davanın açılmasından sonra davacının “hukuki yararı” veya “davanın konusu” ortadan kalkarsa dava konusuz kalır[5]. Örneğin bir boşanma davasında eşlerden birisi ölürse dava konusuz kalır. Yine alacak davasında davalı dava konusu borcunu öderse dava konusuz kalır[6]. Patent hakkının ihlali davası, patentin iptal edilmesinden sonra; iflasta sıra cetveline ilişkin dava, iflasın kaldırılmasından sonra konusuz kalır.

Davanın konusuz kalması halinde ne tür bir karar verilebileceği hakkında Usul Hukukumuzda bir hüküm bulunmamaktadır[7]. Ancak davanın konusuz kalması halinde bir hüküm verilmeyecektir. Mahkeme davanın konusuz kalması nedeniyle bir karar vermeyecek, sadece kararında davanın konusuz kaldığını belirterek davaya son verecektir.

Ancak mahkemenin davanın konusuz kalması yanında yargılama giderleri hakkında da bir karar vermesi gerekir. Bu konuda davanın açılmasında kim haksız ise, davaya devam edilseydi kimin aleyhine karar verilecek idiyse, yargılama giderlerine de o kişinin mahkûm edilmesi gerekir[8]. Bunun için mahkemenin, davanın konusuz kalması halinde yargılamaya devam ederek, haksız olan tarafı tespit ettikten ve onu yargılama giderlerine mahkûm ettikten sonra davanın konusuz kaldığını bildirerek davaya son verilmesi gerekir[9].

Örneğin; Dava sırasında dava konusu alacak davacıya ödenirse dava konusuz kalır[10]. Dava devam ederken dava konusu taşınır mal davalı tarafından davacıya teslim edilirse dava konusuz kalır. Davanın ( asıl talebin ) konusuz kaldığını tespit eden mahkemenin, bunun üzerine “dava konusuz kaldığından (asıl talep) hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar vermesi gerekir[11].

DAVA ŞARTLARI[12]

Dava şartları konusunda pozitif hukukumuzda ilk düzenleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m.114-115) ile getirilmiştir. Dava şartı; “davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır”. Dava şartları aynı zamanda dava dışında izlenen diğer yargılama prosedürleri bakımından da  (o yargılamaların özelliği dikkate alınarak) birer yargılama şartı niteliğindedir. Dava şartları esasa ilişkin olmadığından, usuli olarak öncelikle dikkate alınmalıdır.

HMK‘nın 114 üncü maddesine baktığımızda, maddenin birinci fıkrasında on iki adet dava şartının yer aldığını, ikinci fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarının da HMK tarafından dava şartı olarak kabul edildiğini görmekteyiz.


MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır:

a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.

HMK’nın 115/1 maddesi hükmüne göre, davanın her aşamasında, dava şartlarının bulunup bulunmadığını hâkim re’sen değerlendirmek, taraflar da ileri sürmek hakkına sahiptir. Ancak HMK 137 nci maddesi dava şartlarına ilişkin incelemenin davanın başlangıcında yerine getirilmesinin emrederek HMK 115/2 maddesi gereği usulden reddine karar verilmesi gereken bir davanın uzamasını önlemeye çalışmış ve usul ekonomisi açısından doğru bir yol izlemiştir. HMK’ nın 115/2 maddesinde yer alan usulden redde ilişkin hüküm mutlak bir hüküm olmayıp gerek 115/2  maddesinin ikinci cümlesi gerekse 115/3 maddesi ile esneklik getirilmiştir. Getirilen bu esnekliğe göre;

·         Dava şartlarının noksanlığının saptanması halinde bu noksanlığın giderilmesi mümkün ise hâkim kesin süre vererek noksanlığın giderilmesini emreder. Ancak bu kesin süre içinde noksan giderilmemiş ise davanın usulden reddine karar verilir.

·         Dava şartının noksanlığı fark edilmemiş ve bu noksanlık hüküm anında giderilmiş ise, davanın dava şartının noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilemez.

Dava şartlarının incelenmesi
Madde 115- (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. Hâkim davanın başında dava şartlarının bulunup bulunduğunu tespit ettikten sonra davanın esasına geçmelidir. Davanın açıldığı anda var olan bir dava şartı, daha sonra ortadan kalkarsa, bu durumda dava, dava şartı noksanlığından usulden reddedilmelidir ( m. 115/2 ).

“Usulden Ret” (m. 114-115/2 ) müessesesi “Davanın Açılmamış Sayılması” ( m. 119) müessesesi gibi, kanunda sayılan belirli şartların gerçekleşmemiş olmasının müeyyidesidir. Davanın usulden reddedilebilmesi için HMK m. 114 de sayılan dava şartlarından birinin eksik olması gerekir ve bu eksikliğin giderilmesi için verilmesi kanunen zorunlu sürenin bitiminde bu eksikliğin hala giderilmemiş olması gerekir. Bu durumda hâkim davayı usulden reddeder.

Davanın konusuz kalması kararı ise başka bir durumdur. Kanunda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle hâkim, kararında davanın konusuz kaldığını sadece belirtir.Ayrıca dava devam ederken davanın konusuz kalması HMK m. 114 de sayılan dava şartlarından birine aykırılık değildir. Bu durum, “davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması” kapsamında değerlendirilip,davanın usulden reddedilmesi de mümkün değildir. Her ne kadar “dava açıldığı anda var olan bir dava şartı sonradan ortadan kalkarsa, o zaman dava esastan değil, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir”[13] dense de bu durum 114. maddenin h bendinde açıkça belirtilen “davacının, dava açmakta hukuki yararı bulunması” açık hükmü ve doktrinde kabul gören; dava talebine mahkeme dışında ulaşılması üzerine “davanın konusuz kalması”[14] kararı verilmesi gerektiği görüşü karşısında olayımız için anlam ifade etmemektedir. Zaten dava açmanın amacı davada talep edilen menfaate ulaşmak olduğundan, davada talep edilen menfaate (dava dışında bir yolla da ulaşılsa) ulaşılması usulden ret sebebi olamaz. Dava sonucunda hükmedilmişse zaten esasa ilişkin bir kararla bu durum belirtilir. Mahkeme dışı bir şekilde dava sonucuna ulaşılmışsa, dava konusuz kalmış olduğundan verilecek kararda bu husus belirtilmelidir. Ayrıca yargılama giderlerine kimin katlanacağı hususu da davada kimin haksız olduğu belirlenerek tespit edilmeli ve hükümde belirtilmelidir[15].


Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri
MADDE 331- (1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan  hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.
(2) Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama  giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam  edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye  mahkûm eder.
(3) Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.

SONUÇ
     
Davacının talep sonucuna mahkeme dışı bir yolla ulaşmış olması halinde, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletileceği hususu HMK 331 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “davanın açılmamış sayılmasına karar verilen haller” de olduğu gibi açık bir düzenlemeyle kanunda yer bulmamıştır. Dolayısıyla hakim vereceği kararda “dava konusuz kaldığından (asıl talep) hakkında karar verilmesine yer olmadığı” hususunu belirtmeli ve HMK’ nın 331 inci maddesinin birinci fıkrasındaki açık hüküm karşısında davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumunu nazara alarak yargılama giderlerini takdir etmelidir.










[1] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.468.
[2] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.468.
[3] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.470.
[4] “Mahkeme gerek kendiliğinden gerek tarafların yapacağı itirazı inceleme sonunda, bir dava şartının noksan  olduğu kanısında varırsa davanın esasına girmeden, davayı dava şartının yokluğu nedeniyle usulden reddetmekle yükümlüdür (HMK m.115).”  MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.268.
[5] [5] Hukuk Muhakemeleri Kanununa Hükümlerine Göre MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ- Prof. Dr.Oğuz ATALAY- Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES, Yetkin Basımevi, 12. Bası, Ankara 2011, s.559.

[6] [6] Hukuk Muhakemeleri Kanununa Hükümlerine Göre MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ- Prof. Dr.Oğuz ATALAY- Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES, Yetkin Basımevi, 12. Bası, Ankara 2011, s.559.
[7] Hukuk Muhakemeleri Kanununa Hükümlerine Göre MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ- Prof. Dr.Oğuz ATALAY- Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES, Yetkin Basımevi, 12. Bası, Ankara 2011, s.559.
[8] Hukuk Muhakemeleri Kanununa Hükümlerine Göre MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ- Prof. Dr.Oğuz ATALAY- Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES, Yetkin Basımevi, 12. Bası, Ankara 2011, s.559.
[9] “Somut olayda zarar yargılama esnasında davalılar tarafından karşılandığı için davanın konusuz kaldığı tarafların ve mahkemenin kabulünde olduğu gibi yazı içeriğinden de davacı idarenin davadan feragat etmediği anlaşılmaktadır. Usul hükümleri uyarınca, davanın konusuz kalması halinde yapılacak iş yargılamaya devam edilerek tarafların davada haksızlık oranları saptanıp ona göre harca, yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.” 17. HD, 16.05.2005, 6723/5274 (YKD 2005/8, s. 1257).
[10] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.470.
[11] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.471.
[12] HMK m.115/2 “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” Yani usulden ret sebepleri dava şartlarına aykırılıktır.
[13] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.266.
[14] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.470.
[14] Hukuk Muhakemeleri Kanununa Hükümlerine Göre MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ- Prof. Dr.Oğuz ATALAY- Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES, Yetkin Basımevi, 12. Bası, Ankara 2011, s.559.

[15] MEDENİ USUL HUKUKU, Prof. Dr.Baki KURU-Prof. Dr. Ramazan ARSLAN- Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Yetkin Basımevi, 22. Bası, Ankara 2011, s.471.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder